859db73a 8de2 40bd 9125 9ce2ad9d3e0b
Kişisel Blog

Gerçekten Kimiz? Neden Görünür Olmak İstiyoruz? (Kendini Arama Yolculuğu)

Herkes bir şey olmaya çalışıyor. Daha başarılı olmak, daha üretken olmak, daha görünür olmak… Sanki hayat, sürekli bir yere varmamız gereken bir yolculukmuş gibi ilerliyor. Durmak, beklemek ya da sadece olduğun gibi kalmak neredeyse bir eksiklik gibi hissettiriliyor.

Bir süre sonra fark etmeden kendimizi bu akışın içinde buluyoruz. Sabah uyanıyoruz, bir şeyler yapıyoruz, hedefler koyuyoruz, planlar yapıyoruz… Ama tüm bunların içinde çok temel bir şeyi atlıyoruz: Kendimizi.

Çünkü çoğu zaman yaptığımız şeyleri gerçekten istediğimiz için mi yapıyoruz, yoksa “yapmamız gerektiğini düşündüğümüz için” mi, bunu ayırt etmek zorlaşıyor.

Sosyal medya, çevremiz, gördüklerimiz… Hepsi bize sürekli bir şey söylüyor: Daha fazlası olabilirsin. Daha iyisi olmalısın. Daha ileride olmalısın.

Ve biz de buna inanıyoruz. Ama bu inanç, zamanla içimizde görünmeyen bir baskıya dönüşüyor. Kendimizi başkalarıyla kıyaslamaya başlıyoruz. Birinin geldiği noktayı kendi başlangıcımızla ölçüyoruz. Başardıklarımızı değil, eksik kaldıklarımızı görüyoruz.

En kötüsü de şu oluyor: Her şey yolunda gibi görünürken, içten içe bir şeylerin eksik olduğunu hissediyoruz.

İşte tam bu noktada kendime (ve şimdi sana) şu soruyu sormak istiyorum:

Bazen görünürde hiçbir şey yokken bile…

kendini sürekli tetikte hissettiğin oluyor mu?

Bedenin rahatlayamıyor, zihnin susmuyor…Sanki her an bir şey olacakmış gibi. Aslında hiçbir şey yok. Ama içindeki alarm susmuyor. Bu soruyu ilk duyduğumda çok durup düşündüm. Ve bu bakış açısıyla tanışmamı sağlayan bir podcast oldu.

Son zamanlarda gerçekten keyifle dinlediğim ve bana farklı bakış açıları kazandıran bir podcast: “Eninde Sonunda Olur”

Özellikle “Sürekli Tetikte Olmak / Güvende Hissetmek Mümkün Mü?” bölümü, bu hisleri çok sade ama derin bir şekilde ele alıyor.

Eğer sen de son zamanlarda kendini sürekli bir alarm halinde hissediyorsan, bu bölüme bir şans vermeni gerçekten öneririm.

Çünkü bazen tehlike yokken bile kendini güvende hissetmeyebilirsin. Ve bu, “senin sorunun” değil. Zihinsel güvenlik, düşündüğümüzden çok daha önemli. Eğer zihnin sürekli tetikteyse, içinde görünmeyen bir alarm çalışıyorsa… Belki de durman gereken yer tam olarak burasıdır.

Bazen ilerlemek için değil, anlamak için durmak gerekir. Ve kendimize doğru soruları sormak…

“Ben neden böyle hissediyorum?”

“Gerçekten bir tehlike mi var, yoksa sadece bir his mi?”

İşte bu sorular, insanın kendi içine açılan kapılar olabilir. Bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun: Her şey yolunda gibi… Ama sen yoksun. Günlerin dolu ama içinin bir kısmı boş. Çünkü sürekli bir “olmaya çalışma” halindesin. Ve bu hal, fark etmeden seni kendinden uzaklaştırıyor.

Belki de mesele gerçekten daha fazlasına ulaşmak değil. Mesele, üzerimize eklediğimiz fazlalıkları fark etmek. Beklentiler, kıyaslar, zihnin hiç susmayan sesi… Bunların hepsi zamanla insanın kendi sesini bastırıyor. Ne istediğini değil, ne yapman gerektiğini düşünen birine dönüşüyorsun.

O yüzden bazen durmak gerekiyor. Hiçbir şey yapmadan değil… Sadece kendini duymak için.

Çünkü kendini bulmak dediğimiz şey, aslında yeni birine dönüşmek değil. Tam tersine, hep olduğun ama uzaklaştığın o yere geri dönmek.

Daha sade bir yere.

Daha gerçek bir yere.

Daha “sen” olan bir yere.

Ve belki de en önemli soru şu:

🪶 Sen en son ne zaman gerçekten kendin gibi hissettin?

 

Fatima Payzun

24 yaşındayım. Medyanın içindeyim, ama sadece haber değil fikir de üretmek istiyorum. Radyo-TV mezunuyum, işletme okuyorum ve Söz Sende’nin kurucusuyum. Strateji, dijital dünya ve yapay zeka üzerine yazarken, bazen de hayatın içinden cümleler bırakıyorum. Çünkü söz bazen veriyle, bazen kalple büyür.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...